
Bu alışkanlıklarını düzelt ya da olgunlaşamamış bir erkek olarak yetiş transcript
Furkan Gönenç · @FurkanGonenc
Words
5,815
Runtime
32:13
Speaking pace
180wpm
Reading time
24min
180 words per minute, just under the 181 median of 349 measured videos. That distribution comes from the 349-video hook study.
Opening (first 30 seconds)
Bu eskiden yaşamış insanlar mağara duvarlarına kendi ellerini basıp izlerini bırakmışlar ya. Bazı yapılan çalışmalarda o mağarada el basmış olan insanların yaşları sıfıra kadar iniyor. Yani yeni doğmuş bebeğe kadar. Eskiden çocuklara doğduklarından itibaren ne zaman ki elleri bir şeyler tutmaya başlasın, alet edevat nasıl yapılır, nasıl avlanılır öğretilmeye başlanıyordu. Yani sen 2 yaşındaki, 3 yaşındaki, 5 yaşındaki bir çocuğun gidip de bir hayvanı kestiğini ya da avlamaya çalıştığını görebiliyordun. Ya da en azından bir mızrak yapmayla uğraştığını. Yani yetişkinler tarafından yapılan bazı davranışların da aynı zamanda çocuklar tarafından da
90 words, the words spoken in the first 30 seconds at 180 words per minute.
Sentence shape
| Measure | This transcript |
|---|---|
| Sentences | 615 |
| Average words per sentence | 9.5 |
| Longest sentence | 58 words |
| Questions asked | 23 |
| Sentences containing a number | 32 |
Most used terms
- bir214
- de146
- bu120
- ya105
- ve91
- da76
- sen70
- ok64
- ben62
- ba61
- ancak56
- zaman56
Filler phrases
3 in total: um 3.
A literal whole-word count of the same phrase list the Prepublish browser extension uses, so a phrase inside another word is not counted and a phrase used in its ordinary sense still is. It is a count and not a judgement.
What this transcript is
Every word below is the caption track YouTube publishes for this video, pulled from the video itself and reproduced unchanged. It is not Prepublish's writing, not a summary, and not a re-transcription: it is the video's own published captions. Turkish captions, generated automatically by YouTube, in the video’s original language. Source: the video on YouTube. A channel that would rather this page did not exist can ask for its removal through the contact page, and it is removed.
Transcript
Bu eskiden yaşamış insanlar mağara duvarlarına kendi ellerini basıp izlerini bırakmışlar ya. Bazı yapılan çalışmalarda o mağarada el basmış olan insanların yaşları sıfıra kadar iniyor. Yani yeni doğmuş bebeğe kadar. Eskiden çocuklara doğduklarından itibaren ne zaman ki elleri bir şeyler tutmaya başlasın, alet edevat nasıl yapılır, nasıl avlanılır öğretilmeye başlanıyordu. Yani sen 2 yaşındaki, 3 yaşındaki, 5 yaşındaki bir çocuğun gidip de bir hayvanı kestiğini ya da avlamaya çalıştığını görebiliyordun.
Ya da en azından bir mızrak yapmayla uğraştığını. Yani yetişkinler tarafından yapılan bazı davranışların da aynı zamanda çocuklar tarafından da ustalaşılmak üzere pratik edildiği gösteriliyordu. Ancak şu anda günümüze baktığında çocukların yaptıklarıyla yetişkinlerin yaptıkları arasında devasa bir fark var. Yani mesela annen senin bazı işleri yapıyorken senin ellerini sıcak sudan soğuk suya soktmuyor bile. Ve bunun sonucunda da aslında karşımıza çıkan şey geçmiş yıllardakine nazaran çok daha güçsüz erkekler.
Bu konuda çok sevdiğim bir söz var. Anneler çocukları oğlan yapar. Babalarsa oğlanları erkek yapar. Bu noktada babanın genel görevi kordunu kesen kılıç olmaktır. Yani senin anneyle olan bir bağın var. Ancak bu bağdan seni kurtarıp artık gerçek dünyayla, risklerle, bunlarla karşılaştırması. Yani eğer baban seninle hiç oynamadıysa, senin biraz daha tehlikeli şeyler yapmana göz yummadıysa, senin gidip de bisikletten düşüp düşüp durmana izin vermediyse ve direkt olarak sana bisikleti yasakladılarsa bu çocuklar büyüdükleri zaman annelerinden kopmakta çok daha zorlanıyorlar. Çünkü bir baba gelip de bu anneyle oğul arasındaki ilişkiye herhangi bir şekilde dur dememiş.
Yani o kordunu kesecek bir kılıç olmamış. Bu yüzden bu çocuklar gitgide büyüdükçe annelerine bağımlı hale gelmeye devam ediyorlar ve gelecekte de herhangi bir şekilde risk alamayan pasif erkeklere dönüşüyorlar. Hatta oğlanlara. En çok gözüken anneyle oğul ilişkilerinden bir tanesi bu. Anne oğlunu alır, kendi sırdaşı, arkadaşı yapar ve küçüklüğünden itibaren de bu şekilde büyütür. Gelecekte ise çocuk artık o anne için bir süper kahramandır.
Bir sır yoldaşıdır. Bir can dostudur. Ve bu çocuk annesinin sözünden çıkmaya korkar. Annesini mutlu etmeyi kendi hayatından çok daha öncelikli görür ve bu sağlıksız bağ aslında gidip de bu çocuğun kendisinin bireyselleşmesini engeller. Bu yüzden dışarıda birçok anneci erkek görüyorsun ya işte annesinin lafından çıkmaz. Asla ikiletmez. Asla şöyle yapmaz, asla böyle yapmaz. Annesi ne derse o olur. İşte evlendiği zaman kadınlarla falan ekstra problemler çıkıyor.
Annesi sürekli olarak despot bir kaynan oluyor falan filan. Bunların aslında temeli buradan geliyor. Bu anne oğul ilişkisinin bir baba tarafından engellenmemiş olması, gelecek yıllarda biraz daha ayrılmamış olmaları, çocuğun babayla vakit geçirmemiş olması gelecekte seni bir anneci yapıyor. Süt çocuğu. İkinci en çok karşımıza çıkan ilişki ise yutan anne arketipi. Bu anneler genelde çocuklarını görürler. Derler ki ben bu çocuğu kendi hayat amacım edineceğim.
Yani kariyerimi bırakıyorum, onu bırakıyorum, bunu bırakıyorum. Belki hani hayatına büyük bir kayıp yaşamıştır. Ve bunun sonucunda çocuklarım da öyle bir bağlanırlar ki bu çocukların bireyselleşmesine izin verilmez. herhangi bir yer yoktur. Buna güçlü bir baba figürü gelip de anneye bak hani yeter bu kadar çok çocuğu kontrol etme. Birazcık bırak dış dünyayı görsün. Birazcık risk alsın. Birazcık dışarıda öğrensin demediği müddetçe bu anneler kontrol manyağı bir şekilde çocuklarını kontrol etmeye devam ederler.
Kendi hayat anlamını bu çocuk üzerinde aramaya başlarlar. Evlilikte kendi iş hayatlarına vesaire bunu bulamazlar ve bunun herhangi bir şekilde sonu gelmez. O çocukla aralarında kurulan bağlantı yani düşünsene zaten her gün gitgide daha da güçleniyor. Çünkü sen diğer işinden, evliliğinden daha da kopuk yaşıyorsun ve daha çok çocuğuna yatırım yapıyorsun. Gün geçtikçe bu güçlenen bağlantı da eğer güçlü bir baba figürüyle bölünmezse o çocuk herhangi bir şekilde gelecekte de annesinin bu fazla ilgisinden, bu kontrolcülüğünden kurtulamaz.
Yani aslında ailende güçlü bir baba figürünün olması şart. Böyle bir baba figürü yokken anne gelir tüm kontrolü eline alır ve baban seni gelip de çocukların dünyasından çekip erkeklerin dünyasına taşıyamadığı için bu evlat gelecekte büyüdüğü zaman bir kızla sevgili olacağında da iş bulacağında da bir risk alacağında da gelip annesine sormak zorundaymış gibi hisseder. Sonuçta bu çocuk şimdiye kadar herhangi bir şekilde bir erkek grubuyla zaman geçirmedi.
Erkekler ne yapar görmedi. Genelde evin içerisinde büyütüldü. Dışarı dünyadan kopuk bir hayat yaşadı. Yani ne toz toprağa değdi, ne bir tarafını kanattı, ne düştü, ne de böyle erkeklerle boğuşmalı, güreşmeli etkinliklerde bulundu. Bu yüzden aslında bir erkek çocuğunun anneden hatta kadınların biraz daha ortamından kopup o koruyucu kanatlardan kopup risk almaya alışması gerekir. Diğer erkeklerle vakit geçirmesi, onlarla muhabbet etmesi, onlarla gerçekten de abi kardeş ilişkisi, kardeş kardeş ilişkisini yakalayabilmesi gerekir.
Bunun dışında full anneciğin kanatları altında yaşamış veya da yaşamaya çalışan bir erkek hiçbir zaman kendisi özgün bir şekilde yaşayamaz ve kendisini annesinin kontrolünden de kurtaramayacağı için aslında bildiğin başka bir insana ve sonuçta bir erkeksin ancak karşı cins bir insandan tamamen fikirleri alıyorsun. Bağımlı olduğun zaman kendi cinsiyetinin gerektirdiği gibi de yaşayamıyorsun. Ve daha sonrasında eğer karşı cinsle alakalı böyle flirt etmeye çalışırsan, sevgili yapmaya çalışırsan genelde bu tarz konularda çok fazla tatlı erkek rolünde büriniyorsun. Çünkü hiçbir zaman baban gelip de sana kızlarla nasıl konuşulacağını anlatmadı. annen seni tam bir efendi gibi yetiştirdi.
Hiçbir zaman böyle gerçekten bir erkek nasıl davranır sana göstermedi. Her zaman çevreye zararsız, hiçbir şekilde etrafındaki insanlara zarar bulunmayan, tamamen kendi kendine takılan bir evlat olarak seni yetiştirdi. Ancak bir erkek kesinlikle böyle bir tarafı bulunması gerekiyor olsa da aynı zamanda centilmenliğin dışında özellikle kadınlara karşı gösterebileceği bir tarafın da bulunması gerekiyor ki zaten bu tarafıyla karşındaki kadınlara çekici geleceksin. Çünkü eğer sen yani yine bir kadın gibi davranıyorsan bir kadın gelip de sana erkek gibi davranmaz. arkadaşı iymışsın gibi davranır.
Bu videodaki maddelerin neredeyse hepsi bir erkeğin gelişimi üzerine olacak. Yani aslına gelip de sana dopamindir, odur bu bunlardan bahsetmiyoruz. Senin karakter gelişimin ve gelecek yıllardaki kendi gerçek benliğini ortaya çıkarabilmen üzerine anlatılarda bulunacağım. Zaten birazdan anlatacağım maddelerin neredeyse hepsi az önce anlattığım sağlıksız anne ve oğul ilişkisinden ortaya çıkıyor. Ancak bunların hepsine tek değineceğiz. Çünkü hepsi gerçekten çok önemli. Özellikle de eğer sen de benim gibi bir insansan sorumluluktan kaçma konusu senin de bayağı bir başının etini yemiş olmalı.
Bak ben önceden kitap okumuyordum ve bu kitap okumama olayımı tamamen ailemin de kitap okumamasına ve bana örnek teşkil edecek davranışlarda bulunmamalarına bağlıyordum. Yani ailem kitap okumuyorsa ben de okumam. Ders çalışmıyordum. Ve buradaki tek bahanem de şuydu. Ya zaten hani annemle babam bana sürekli bunu söylüyor. Hani ama hiç gerek yok. Ben kendimi zaten başarabiliyorum falan filan. Ve ne zaman yumurta kapıya dayanır artık tam böyle çıkmaya hazırlanıyordur ben o zaman çalışırdım ve bir anda nedense tüm artık sorumluluklarım kafama gelmiş olurdu.
Arkadaşlarımla mesela bir yere gidecek oluyoruz. Bana fikrim sorulur. İşte Furkan buraya mı gitsek? Buraya mı gitsek sence? Ya da hani bugün Furkan da seçsin falan filan. Ben genelde bu sorumluluğu almazdım. Gidip de arkadaşlarıma hadi buraya gidelim demezdim. Derdim ki arkadaşlar siz nereyi istiyorsanız oraya gidelim. Hiç sıkıntı yok. Ve bunu da kendi kendime şu çerçeveye oturtuyordum. Ben çok uyumlu bir insanım. Ben diğer arkadaşlarım hani mutlu olsun diye onlar için uğraşıyorum ben.
Yoksa hani zaten istesem bir yerlere götürürüm de hani gerek yok. Ancak benim en başımdan beri korktuğum şey şuydu. Ya ben onları bir yere götürürsem ve onlar beğenmezse ya ben onları bir yere götürürsem ve tek beğenen kişi ben olursam diğer hiç kimse bundan memnun kalmazsa. Ben de bu yüzden hiçbir zaman gidip bu tarz durumlarda karar alan kişi olmaya çalışmadım. Her zaman arkadaşlarımı bıraktım ve kendi kendime de şunu söylüyordum.
Ya ben zaten uyumlu birisiyim. Tabii ki de uyumlu birisiyim. Tabii ki de onlarla vakit geçirmekten zevk alıyorum. Ancak grupta herkesin bir söz sahibi olduğu durum varken ben niye hep bundan kaçıyorum? Ben neden kitap okuma alışkanlığı kazanabilecekken? Sonuçta ailem bir şey yapmıyor diye ben de yapmayacak değilim. Onların kopyası değilim. Onlar kitap okumuyor diye ben niye gidip de kitap okumama yolunu seçtim? Çünkü sorumluluktan kaçmak için bahanelerim her zaman hazırdı.
Bazılarının farkındaydım ancak bazılarının değildim. Küçükken kendime en çok söylediğim yalan şuydu. Hatta ailem de bunu bilir. Ben gidip de kızlarla konuşmuyordum çünkü reddedileceğinden korkuyordum. Ancak bunu da kendime itiraf edemiyordum. Yani kızlar bana hiçbir zaman, "Aa işte Furkan inanılmaz yakışıklısın aşkım f". Ve bu şekilde bakmadılar. Ve ben de böyle bakmadıklarının farkında olduğum için kızlarla konuşmaktan çekiniyordum.
Ve dışarıya söylediğim yalansa şuydu. Ben derslerime odaklanıyorum. Kızlara değil. Onlar boş iş. Ancak hani gay olmadığımı biliyorum. Kızlar ilgimi de çekiyor. Hani gayet beğeniyorum da gördüğüm zaman daha yeni yeni ergenliğe girmişim. Ortaokulda falanız. İnsan konuşmak da istiyor. Ancak ortaokul yıllarındaki bir çocuk gelip de sana bunu söylüyordu. Ya ben konuşmak istemiyorum. Ben derslerime odaklanıyorum. Yok öyle iş.
Gayet de istiyordum. Ancak reddedilmekten korkuyordum. Sorumluluk almak bana zor geliyordu. Bu konuda benim sana en büyük tavsiyem şu olur. Çevrendeki birileri senden bir şeyler isterse buna hayır deme. Yani direkt olarak milletin oyuncağı ol demiyorum. Ancak annen sana derse ki işte git Ahmet çöpü at. Hayır işte anne yarım saat sonra açacağım hani şu an oyun oy git çöpünü at. Hani anladın mı? Annen sana onu söyledi. İşte gel Ahmet burada çamaşırların katlanması lazım işte evin süpür.
Ay git evi süpür. Hani kadına yardımcı ol ayılık yapma. Ya da mesela bir arkadaşın dert ki ya işte Ahmet benim şöyle bir yardıma ihtiyacım var. Sen bir anda oturup da şey deme mesela ya kanki ya hani evde annem çağırıyor hani misafir gelecek hani gelmeyecekse bile git adama yardım et. Bu tarz durumlarda gelip de sorumluluktan kaçmamak ve sorumluluğu üstlenmek hani başka insanlara özellikle yardımcı olmak senin için en iyisi olacak.
Ve bak az önce arkadaş gruplarından bahsettik ya hani ben herhangi bir şekilde gidip de hadi buraya gidelim demiyordum. Eğer bunu demiyorsan de de ki ya arkadaşlar ben böyle bir şey gördüm. Buraya gidelim. İnternette gördüm işte çok güzel bir reklam yapmışlar. Şöyle böyle burada bir PlayStation kafe. Hadi buraya gidelim ya. Hep beraber burada vakit geçirelim. Şurada çok güzel bir park var. Hepinizin beğeneceğini düşünüyorum.
Liderlik vasıflarını üstlen. Gerçekten bir erkeği bak özellikle bu tarz durumlarda söylüyorum. Annesinin oğluşundan ayırıp da biraz daha gerçek dünyaya taşıyacak olan en büyük şey sorumluluk bilinci. Ve bu sorumluluk bilinci de sadece liderlerde bulunmuyor. Ancak liderliğin en önemli özelliklerinden bir tanesi. O yüzden bak bu tarz liderlik gösterebileceğin yerler senin en çok da sorumluluktan kaçmayacağın ve aynı zamanda sorumluluk sahibi gözükeceğin yerler oluyor.
Liderlik göster ve de ki bugün şunu yapalım. Bana bu görevi verebilirsiniz. Evde mesela bozuk bir şey vardır ya belki kırarsın hani hiç önemi yok. Anladın mı? Hani belki mikrodalgayla uğraşılması gerekiyordu. Hani evi patlayıp yakmayacaksan sıkıntı yok. Git uğraş. Bir şeyin veya mesela bir yere yapıştırılması gerekiyor. Ya git yapıştır git uğraş. Kendini mi yapıştıracaksın oraya? Ya kendin yapış bir şey olmaz. En kötü hani Japon yapıştırıcısı bile olsa 2ü güne bir haftayı geçer zaten o.
Biraz sorumlu kal. En sonuncunda bunun hani annen gelip sana fırça da atabilir, baban gelip sana fırça da atabilir, arkadaşların gideceğiniz yeri beğenmeye debilebilir. En azından denedin. En azından orada pasif bir şekilde beklemedin. Ve bu da bizi bir sonraki maddemize götürüyor. Birçok erkek kendi aldığı kararların sonucunda yüzleşeceği sonuçlardan korkuyor. Yani ya kıza açılırsam ve o kızı başkası kaparsa, ya şu anda elimi derste kaldırırsam ve soruya yanlış cevap verirsem ancak sen o kıza gidip açılmazsın. İki hafta sonra kızı başka bir erkekle görürsün.
Sen o eli kaldırıp hocadan söz istemezsin ve başka birisinin senin vereceğin cevabın aynısını verip de doğru cevabı verdiğini görürsün. Ve bunların hepsi senin kalbinde, senin içinde, senin karnında bir ağrı uyandırır. Çünkü o kızın yanındaki erkek sen olabilirdin. Aynı zamanda hocanın takdir ettiği diğer insanların aa helal olsun. Yalnız çözdü bu çocuk. Dediği sorununu çözen kişi sen olabilirdin. Ancak değilsin. Buradaki insanların en büyük sıkıntısı pasiflik ve kararsızlık oluyor.
Ancak sana küçük bir soru sormak istiyorum. Sonuçta sen gidip de elini kaldırdığın zaman yanlış bilin. Evet, utanacaksan bir miktar ve üzüleceksin. Gittin sevdiğin kıza açıldın ve kız gelip seni reddetti. Okey üzüleceksin tamam. Ancak sana şunu soracağım. Sonuçta o hayatın boyunca tek şansın olan kız değil. Daha bir sürü kız gelecek. Bunu biliyorsun zaten. Ya da hocanın tek gidip de sınıfa soracağı soru bu değil. Yani başka sorularda da elini kaldırabilirsin.
Her zaman bahanen bu oluyor zaten. İşte kızı başka yerde de görürüm. Hoca başka soru da sorar. Sıkıntı yok. Peki ancak ya elini kaldırdığın zaman sorulara yanlış cevap verme ihtimalin olmasaydı ya bir kızla konuştuğun zaman kızın seni reddetme ihtimali olmasaydı her türlü kabul edecek, her türlü seni sevecek, her türlü beğenecek, o zaman ne yapardın? Şu an kafana biraz garip düşünceler geldiğinin farkındayım. Çünkü hani her hepsine elimi kaldırırım falan veya elimi hiç indirmem.
Elim full böyle durür ya da işte tüm kızlara açılırım bir anda 300 tane sevgilim olur diye olabilirsin. Ancak burada şöyle bir nüans var. zaten buna sahip olabilirsin. Sadece gidip bir kızla konuştuğun zaman o kızın Instagram'ını alma ihtimalin %10'sa yani bir kızın Instagram'ını almak için 10 kızla konuşman gerek. 10 kızın Instagram'ını almak için 100 kızla. Ancak matematik yalan söylemez. Büyük sayılar kanunu gibi düşün.
Ne kadar fazla denersen gerçek ihtimaline o kadar yakın bir sonuç elde edeceksin. Yani atıyorum ilk 10 denemende belki hiçbir kızla konuşmazsın. Ancak 20 tane deneme yaptığın zaman bir anda iki tane kızla beraber aynı anda konuşmuş olur. Bunların hepsi olabilir. Ben sana bir sürü flört yap demiyorum. Ancak hani demek istediğimi anlıyorsun. Eğer pasif ve kararsız olmazsan zaten bunları elde edebilirsin. Sadece tek yapman gereken şey denemek.
Ve bu noktada tekrardan hayal etmeni istediğim şey şu. Eğer bir karar aldığın zaman bunda net bir şekilde istediğin sonucu elde edebileceğini bilseydin ne kadar büyük hedefler kurardın? Net bir şekilde. Bir kızla konuşmak istiyorsun konuşuyorsun. Bir iş kurduğunda başarılı olmasını istiyorsun oluyor. Elini kaldırıyorsun doğrusu cevabı veriyorsun. Her zaman arkadaşlarını bir yere götürüyorsun. hayatında gittikleri en iyi yer oluyor.
Eğer gidip de bunları denemezsen, kızla konuşmazsan, arkadaşlarını bir yere götürmezsen, elini kaldırmazsan, gidip de bir girişim kurmazsan hiçbir zaman başarılı olamayacak. Ancak en azından gidip bunları bir kereline bile denesen, 10 defalığına bile denesen, bunlardan bir tanesinin doğru çıkma ihtimali var. Ve belki evet sınıfta elini kaldırdığın için bir anda okulun popüler çocuğu, en yakışıklısı, kızların üzerine atladığı insan olmayabilirsin.
Ancak sırf sen gittin 10 tane kızla konuştun ve 9unda tutturamadım diye karşına çıkan o bir tane kadın belki de gelecekte senin 30 yılını, 40 yılını, 50 yılını, 60 yılını beraber geçireceğin eşin olabilir. Belki de çocukların annesi olabilir. Belki de sırf uğraşmak istemiyorsun diye, başarısız olursun diye. Belki cebindeki 1.000 liracık gider çöpe diye kurmadığın girişimler sonucunda hiçbir zaman başarılı bir girişimci olamayacaksın.
Ancak eğer kurmuş olsaydın belki de önündeki beş tane girişimde başarısız olacaktın. Ancak altıncısında bu sefer bir şeyler tutabilirdi. Bu sefer belki de gelecekteki ailene hiçbir zaman veremeyeceğin o şartları verebilirdin. Belki de hayalindeki o arabayı çok daha genç yaşlarda alabilirdin. Belki de gelecekte annen ve baban elden ayaktan düştükten sonra hastane masraflarını nasıl karşılayacağız diye düşünmek zorunda kalmazlardı.
Belki de sen 6 7 8 9 10 defa bir girişim uğruna uğraşsaydın. Bunlar her zaman tabii ki olacak diye bir gaye yok. Ancak bunlar için uğraşmadığın, denemediğin müddetçe olmayacağı kesin. Bir iş yapıyorsun. Yani diyettesin diyelim, spora uğruyorsun diyelim, ders çalışıyorsun diyelim. Bunlar sonucunda sevgiline, annene ya da hani genel olarak sana ilgi verebilecek olan bir insana, arkadaşın olur, kız arkadaşın ol birisi gidip bunlar hakkında sızlanıp durma.
Yani bir şey yapıyorsan ya yap ya da yapma. Şundan bahsediyorum. Yani diyelim ki sen zaten diyeti yapıyorsun. Ancak tüm gün boyunca hatta günler boyunca hatta haftalar boyunca abi işte diyet çok zor of çok zorlanıyorum ah şöyle ah böyle diye sızlamana gerek yok. Robert Green'in iktidar kitabında da 30 yasada bundan bahsediyor. Başarılarınızı fazla çaba harcanmamış gibi gösterin. Bunun en temelinde yatan şey şu. Sen gidip eğer bir şey yapıyorsan ve sonuç alıyorsan fiziğini değiştiriyor olabilirsin.
Bir konuda başarılı oluyor olabilirsin. Girişim olur, YouTube olur, okuldaki derslerin olur. Kızlarla konuşma hakkında belki arkadaşlarına konuşulursun abi çok zor kızlarla konuş falan filan. Günün sonucunda sen bir başarı elde edeceksin. Yani bunu kafaya koydun zaten. Bir kızla konuşacaksın. Kendi fiziğini değiştireceksin. Derslerinde başarılı olacaksın. Kurduğun YouTube kanalı gelişecek. Bunun sonucunda sen başarılı olacaksın.
Ya ne kadar çok sızlanırsan insanların gözündeki bu başarının ölçütü o kadar düşecek. Yani sen aslında bunu çok eforsuzmuş gibi göstersen ya işte ben bir sabah kalktım hani vücudum böyle hani sanki 10 yıldır fitness yapıyormuşum gibi falan. Bu kadar abartmana gerek yok. Ancak insanlar bunu çok daha etkileyici görecektir. Genel olarak erkeklerin bunu yapmasının en büyük sebebi işte aa bu kadar çok zor, şöyle çok zor ve bunu düzenli olarak konuşmaları ilgi isteği.
Yani sen mesela gidiyorsun diyete başlamışsın. Tamam mı? Diğer etrafındaki her insandan farklı bir şey yaptığını varsayalım. Herkes tombi ki sen diyete başladın. Etrafındaki insanlara sürekli söylüyorsun. Abi işte diyetteyim çok zor. Abi işte bunu yiyemiyorum ben ya falan. Ya böyle tüm muhabbetlerin bunun etrafında şekilleniyor. İnsanlar sen gelecekte iyi bir fiziğe ulaştığın zaman şöyle düşünecek. Hani oğlum sen ulaşmayacaksın da ben mi ulaşacağım zaten?
Hani 10 yıldır çıktı. Ancak eğer sen şunu yapsaydın sana bir bisküv atlar. Yok teşekkür ederim ben diyetteyim. Aa hani öyle mi falan filan. Ne zamandır işte 3 aydır şöyle böyle. Ve bundan 2 ay sonra 3 ay sonra istediğin fiziğe ulaştığında insanlar gelip sana baktığında ulan hani bayağı iyi olmuşsun falan dediğinde zaten senin diyette olduğunu bilecekler. Ve sen bunu o kadar az sızlanarak yaptın ki o kadar böyle dışarıya zorlandığını göstermeden yaptın ki artık insanlar sana baktığı zaman şunu görüyor.
Ulan helal olsun. Ancak her gün bir de sızlandığını düşün. Abi şöyle çok zor şöyle çok zor şöyle böyle böyle. Bunun sonucunda gelip de kimse sana abi zaten işte çok güzel bir şekilde hayır. Herkes diyor ki zaten yapman gerekiyordu. Hani o kadar acı çektim. Bir zahmet yap. Bu içimizdeki ilgi ihtiyacından dolayı ortaya çıkıyor. Yani sen gidiyorsun sevginden, annenden, babandan, ondan bundan ilgi istiyorsun. Ya işte ben çok zorlanıyorum, çok zorlanıyorum.
Birisinin gelip bana şey demesi lazım. İşte Furkan yaparsın, yaparsın. Senin bunlara ihtiyacın olmaması gerek. Eğer sen gerçekten de gelecekte bir konuda iyi olmak için şu anda kendin bazı şeyler üzerine uğraşıyorsan yani YouTube'da video çekiyorsan ki sırf kanalın büyüsün, kitap okuyorsan ki sırf sen biraz daha geliş farklı konularda bilgi sahibi ol diye gidip sürekli olarak bunlardan sızlanma. Bu yolu sen seçtin. İnsanların da yarım saat başını ağrıtmaya çalışıp durma. oradan sana verecekleri en ufak bir ya işte Furkan sen yaparsın, şöyle yaparsın, böyle yaparsın lafları sana gaz vermemeli.
Zaten sen bu motivasyonu içinde bulabilmelisin. İyi olmak için, daha güçlü olabilmek için, daha zeki olabilmek için, daha fazla para kazanabilmek için amacın her neyse. Yani dışarıdan gelen bir insanların senin sırtına vuracağı birkaç tane vuruşa ihtiyacın yok. Dışarıdan gelecek bu empati senin bir gücün olmamalı. Bunu alışkanlık haline getirdiğin zaman çok tehlikeli yerlere gidebiliyor. Bu arada düzenli olarak bunu arıyorsun.
Her zor bir şey yaptığın zaman dışarıdaki insanlara bunu bahsetmek istiyorsun ve dışarıdaki insanların sana bakıp da oha ya bununla mı uğraşıyorsun ya gerçekten çok disiplinlisin, şöylesin, böylesin sen yaparsın ya demesine ihtiyaç duyuyorsun. Ancak ne bu onaylanma ihtiyacı ne de bu empati isteği seni A noktasından B noktasına taşıyacaktır. Hatta seni geri çekecek şeylerden bir tanesi bu. Çünkü sen evet diyet yapıyorsun ancak en büyük ödülü dışarıdaki insanların tepkilerinden almış oluyorsun. İnsanların senin o diyet yaptığın zaman, kitapı okuduğun zaman verdiği tepkiyi seviyorsun. İşini sessizlikle yürüt.
En çok verimi bu tarz zamanlarda alacaksın. Bir erkeğin sadece sporu kendisi için yaptığını düşünmesi, kitap okurken sadece kendim için yapıyorum demesi, sanatla uğraşırken sadece kendim için yapıyorum demesi genelde insanların büründüğü bir entelektüel kılıftır. Yani sen her insanda olduğu gibi karşı cese çekiliyorsun. spor yaparken belki hani yavranın düşürme isteğinde, karın kaslarının ortaya çıkma isteğinde tabii ki de senin de bir isteğin olabilir.
Yani ben de kendimi karın kaslı görmek istiyorum diyebilirsin. Ancak bunun aynı zamanda kadınlarla alakalı olan bir kısmı da var. Yani sen evet karın kasların çıksın istiyorsun. Bunun nasıl görüneceğini merak ediyorsun. Ancak aynı zamanda arkadaşlarınla gezerken özellikle plajda üssüz dolaşırken kadınların vereceği tepkiyi de merak ediyorsun. Aslında en çok istediğin ve tanıklık etmeyi düşlediğin yerler oralardır ve bu tamamen normal.
Yani ben kadınlar beni daha iyi görsün diye ya da sevgilim ya da işte daha çekici olmak istiyorum genel olarak karşı cinse diyerek spora gittiğin zaman bu seni taşlayacakları anlamına gelmiyor. Bak biz hepimiz her insan bu arada sen, ben, o bu, şu bu, hepimiz kendi sosyal hayatlarımıza diğer insanlardan dışlanmamak için bazı şeylere kılıf uyduruyoruz ve özellikle bunu beynimiz çok iyi yapıyor. Yani sen belki de bunun farkında bile değilsin.
Gerçekten de kendin için yaptığına inanıyorsun sporu. Ancak başka etmenler olduğunu söylediğimizde de bunları reddediyorsun. Bunun en büyük sebebi bunları sen itiraf ettiğin zaman etraftaki insanlardan kınanacak hatta belki de dışlanacak olarak kendini düşünmen, hissetmen ve beynin de bunun gayet de farkında olduğu için bu sefer şey diyor abi ben dışarıdaki insanlara bunları kadınlar için yaptığımı söylersem özellikle etraftaki erkeklere e erkekler bu sefer diyecek ki ulan hani bizim potansiyel eşlerimiz lan onlar.
E bu sefer kadınlar da diyecek ki ha işte sen beni etkilemek için mi yapıyorsun? Ii salak falan filan. E bu sefer ben bunlardan bahsetmeyeyim. Şimdi bu az önce kadın ve erkek taklidim tabii ki de dıştan olan bir şey değil. Yani bilinçli olarak erkekler şey demiyor. Ulan sen bizim karılarımızı mı etkileyeceksin falan bunları demiyor. Ancak bizim de bunlar yine de bilinçaltımızda çalışır. Çünkü hepimiz insanız ve ister istemez birbirimizi sosyal statüdeki yerlerimize göre yerleştiriyoruz.
Yani normalde sosyal statüsü seninkinden çok daha düşük olan bir erkek. İkinizin de bekar olduğunu ve aynı ortamda bulunduğunuzu varsayıyorum. Normalde çevredeki kadınlar açısından bir tehdit oluşturmayacakken ne zaman ki o çocuk biraz daha yakışıklı olur, kendisini geliştirir, kaslanmaya başlar, karın kasları ortaya çıkar ve etraftaki kadınlardan ilgi almaya başlar, sen o zaman o çocuğu kıskanmaya başlarsın. Çünkü sosyal statü olarak senin senden yüksek olduğunu ya da sana yakın olduğunu fark etmişsindir.
Bunu sen oturup da tartmazsın. Ancak etrafındaki insanlar da sen de bilirsin. Çünkü bak bu dümdüz bir matematik gibi. Senin farkında olmadan yaptın. Bir odaya giriyorsun. Bir insanı görüyorsun. İlk izlenimde o insanın sosyal statüsünün aşağı yukarı nerelerde olduğunu kafanda belirlersin. Daha sonrasında konuştuğunda bu aşağı inebilir, yukarı çıkabilir hiç fark etmiyor. Ancak herkesin bir sosyal statüsü var. Seninle denk, sana yakın, senden aşağı, senden yukarı.
Ve bu insanlara davranış biçimlerin de buna göre şekillenir. Ve dedim ya iç güdüleri yok saymak aslında oldukça güzel bir entelektüel kılıf. Yani yok abiciğim ya sanat sanat içindir. Yok abi vücudu ben kendim için yapıyorum. Yok abi ben kitabı kendim için okuyorum. Yok abi ben MacBook'umu alıp Starbucks'a gittiğim zaman orada çalışıyorken tamamen kendim için dişileri etkilemek için değil ya da işte kol kıllarımı aldığımda, kendime daha dikkatli baktığımda internette kadınların erkeklere yakıştırdığı kıyafetleri girip kendi üzerime giydiğim zaman bunların tamamı kendi tarzımı geliştirmek için.
Ne alakası var lan kadınlarla? Öyle olmuyor işte. Peki bu niye seni geriye çekiyor? Sen bu yalanları kendine söylemeye devam ettikçe etrafında bu yalanları kendine söylemeyen erkeklere göre çok daha yavaş gelişiyorsun. Çünkü düşünsene sen diyorsun ki ben bu vücudu kendim için yapıyorum. Ancak başka bir erkek var. Diyor ki ben bu vücudu hem kendim için hem de kadınlardan alacağım ilgi için, cinsel çekim için ya da kadın beni beğenecek kadın sayısını arttırmak için yapıyorum diyor.
Bu kendisini itiraf edebilmiş. Sen edememişsin. Bu sefer buradaki adam senden çok daha hızlı bir şekilde çalışacak. Çok daha yüksek motivasyonla, çok daha büyük bir disiplinle. Çünkü buradakinin amacı daha büyük. Bak bu illa kadınlar üzerinden ilerlemek zorunda değil. Para kazanmak istiyorken bile herkesin içinde öyle ya da böyle az ya da çok statü arayışı vardır. Az ya da çok. Hani belki küçük bir terlik almak senin için statüdür.
Kimisine göre Mercedes arabaya binmek statüdür. Değişir. Ancak sen para kazanmak için bile gidip de bunları kullanabilirsin. Eğer sen sadece kendinde şunu söylüyorsan abi ben iyi yemek yemek istiyorum ya. Sadece bunun için. Muhtemelen değil. Ve bunlar her zaman bu tarz dediğim gibi kadınlar üzerinden ilerleyecek diye bir şey de yok. Belki de arkadaşlarına hava atmak istiyorsun. Belki annene ev almak istiyorsun. Belki babana ev almak istiyorsun.
Belki annenle baban geçmişte çok sıkıntı çektiği için şu anda çekmesin istiyorsun. Benimse istediğim şey senin bu tarz konularda iç güdlerini çöpe atmaman. Çünkü bak iç güdü diyoruz. Hayvansı taraflar seni en çok motive edecek, en çok disipline edecek taraflar. Eğer bunları kendi insan zekanla birleştirebilirsen bu sefer zaten en çok ilerlemeyi kat edeceksin. Hatta Karl Young da buna gölge diyor. Shadow ve gölge çalışmasından da zaten daha önce çok bahsettim.
Ancak bu tarz şeylerle ilgini çekiyorsa toplumumuza katılıp oradaki kurslara da bakabilirsin. Orada da bunlarla alakalı anlattığım şeyler mevcut. Burada en başta yapabileceğin şey hoşlandığın kadınlara artık arkadaşım gibi yaklaşmaktansa gidip neyin ne olduğunu söylemek. Bak, eğer etrafında bir kız arkadaşın varsa ve bu kız arkadaşın eğer bugün gelip de sana açılsa kucağına atlasa dese ki ben sana aşığım. Seninle vakit geçirmek istiyorum.
Seni daha çok görmek istiyorum. Sana dokunmak istiyorum. Seni öpmek istiyorum. Eğer sen bunlardan sadece bir tanesi bile kabul ediyor olsan yani arkadaşlığın ötesine geçme konusunda bir sıkıntın yoksa gidip de o kıza arkadaşım deme. Bu dümdüz kendine senin biçtiğin bir kılıf. Yani çok bariz bir kılıf. Karşındaki kadın sana diyor ki ben sen benim arkadaşımsın. Sen de ona diyorsun ki sen de benim arkadaşımsın. Ancak eğer sen o kadına arkadaşmış gibi davranmazsan reddedileceğini biliyorsun.
Ancak o sana arkadaş değilmiş gibi davranırsa bu sefer sen de kabul edeceğini biliyorsun. Demek ki iki yüzlüsün. Bir erkek olarak bak en çok onurunla oynayabilecek şeylerden bir tanesi budur. Karşındaki kadını eğer arkadaş kategorisinden çıkarma gibi bir amacın varsa ya da bugün çıksa kabul ederim diyebilecek bir durumdaysan git onunla konuş. Arkadaşlığın bitiyorsa bitsin. Seni kabul ediyorsa etsin. Arkadaş kalalım diye bir şey yok.
Hoşlandığın bir insanla arkadaş kalamazsın. Bu ezikliktir. Bu tarz maskelerin altına sığınmayı hepimiz çok seviyoruz. İşte ben onun arkadaşıyım. O benim en yakın arkadaşım. Gerçekten öyle mi? Şu an seni dudağından öpmeye çalıştı. Gerçekten ittirecek misin? Bak eğer cevabım buna evetse gerçekten ittiririm. Gerçekten yan göze bakmıyorum. Gerçekten o benim arkadaşım. Süper. Bir maske yok. Ancak eğer o kız sana bir hamle yaptığı zaman arkadaşlıktan çıkabilecek en ufak bir hamle.
Sen bunu kabul edeceksen iki yüzüsün. Ancak bu devam etmek zorunda değil. Git kıza açıl. De ki bak ben senden hoşlanıyorum. İlgimi çekiyorsun. Ben bu ilişkiyi daha da fazla arkadaşlarının ötesini taşımak istiyorum. Kabul eder etmez. Kabul ederse sevgili olursunuz. Etmezse de artık kendini bir ezik gibi hissetmeyi bırakabilirsin. Çünkü düşünsene sen karşındaki kadına ulaşmaya çalışıyorsun ama o sana izin vermiyor ya da vermeyeceğini bildiğin için pasif bir şekilde bekliyorsun. İşte belki bir gün beni kabul eder.
Seni kabul etse bile ilişkiniz uzun sürmeyecek. Çünkü sen bu karakterle şu anki gibi hani açılmaya korktuğun bir karakterle kızla sevgili oluyorsun ya karşısında gerçek bir erkek görmeyecek ki. Bu sadece açılıp açılmamakla alakalı değil. Açılıp açılmamanın arkasında getirilen karakter özellikleriyle de alakalı. Lider değilsin, atılgan değilsin. Karşındaki kadınla nasıl şehvet uyandıracağını bilmiyorsun. Arzu uyandıracağını bilmiyorsun.
Ve bunların hiçbirini bilmiyorken de sen bir ilişkiye girdiğin zaman o ilişki uzun sürmeyecek. Ya kadın gelecekte ilişkiyi bitirecek. İşte sana olan hislerim öldü, seni arkadaşım olarak görüyorum. İşte eskiden hoşlanıyordum ama sonradan bir şeyler bitti diyerek ya da seni aldatacak. Çünkü içimizdeki bu arzular kaybolmuyor. Sevgilin sırf eskisi kadar sana yakın davranmıyor diye ya da genel olarak yakın davranmıyor diye bu o kızı asosyal yapmıyor.
Onun içinde hala bu istek var. Ancak ya sana karşı değil ve başkalarına karşı ya da direkt olarak sana karşı değil ve başkalarına karşı da şu anlık değil. O yüzden ya karşındaki kişi eğer karakterliyse şu anda senden ayrılır ya da gelecekte seni aldatır. Ve ben hiçbir şekilde bu tarz bir duruma hiçbir izleyicimin girmesini istemiyorum. Ve daha önce bu tarz şeyleri anlattığım zaman herhangi bir şekilde tecrübesi olmamış ya da daha önce aynen bu duruma düşmüş ancak kendisine suç bulmayan insanlar gelip de bana ya işte Furkan öyle şey olur mu falan filan dedikleri oluyordu.
Gayet de olur. Haksta aksi olmaz. Sen bir erkek olarak şey mi zannediyorsun? Gelecekte sevgilin olacak ve hani bazı sebeplerden ötürü diyelim çok erkeksi davrandığın bir şeyler falan. Tamam mı? Her neyse. Ve sen o kızla aranda artık bir şeyler geçmiyor. Beğenmiyorsun. Cinsel olarak çekinmiyorsun. Gerçekten oturup asosyal gibi takılacağını mı zannediyorsun? aseksüel gibi. Hayır, dışarıdaki insanlara gözün kayacak. İnsansın çünkü senin arzun hiçbir yere gitmiyor.
Ve bu noktada bunu fark ettiğinde herhangi bir şekilde adım atmadan çünkü karakterli insanlar böyle yapar. İlişkini bitirmen gerekir. Ve ben de gelecekte bunu yaşama diyorum. Birkaç ayın belki birkaç yılın çöpe gitmesin. O yüzden bak nereden nereye gidiyoruz görüyorsun değil mi? Dedim yaani bu video dopaminle onunla bununla alakalı değil. Çünkü bunlar çok daha önemli. İnsanlar karşısında nasıl davranman gerektiğin kendi temel karakter özelliklerin geri kalan bağımlılıklardır, onlardır, bunlardır yine halledilir.
Bununla alakalı çok fazla içerik var. Bunlar genelde konuşulmuyor zaten. Sen diyorsun ki, "Okey, telefonu bıraktım, masturbasyonu bıraktım. Hadi sevgili nerede?" "Olmaz." Çünkü daha büyük problemlerim var. Bak benim ilk bilgisayarım 3,5 yaşında oldu. O zamanlar bilgisayara oturamıyordum. Babam gelsin de Vi oynasın ben de onu izleyeyim diye beklerdim. Ya adam bildiğin otururdu. Ben de yanında bir tabur edeyim. O Vice oynar, ben de yandan onu izlerdim.
Bazen babama işte şey yapardım. Baba gel hadi oyna oyna. Ben de seni izleyeyim falan yapardım. Küçücük yaşımla 45 yaşındayım. Ve babam da hani bazen oynamak istemezdi, bazen oynamak isterdi ama ben her zaman izlemek isterdim. Ve bu 18 yaşına kadar sürdü. Benim tam olarak çocukluktan oğlanlığa ve oğlanlıktan da erkekliğe geçmem gereken yaşlar benim dışarıda gidip belki kızlarla konuşuyor olmam gereken, belki de gidip kendimi yaralamam yani bir yerden düşmem, böyle yeni maceralar denemem, bir yerde kaybolmam, korkmam, etmem, risk almam gereken yaşlarım ekran önünde oyunların başında çürüdü.
Ben bunu sadece gelip de aa zamanınız çöpe gider dü dü düp bundan dolayı değil. Bu senin karakterini şekillendiren bir şey. Tek korkacağı şey zaman değil. Geçen tek şey zaman değil. Bak biz insanlar olarak karakterin senin böyle duran bir süreç değil. Yaptığın her eylem anlık olarak ya seni biraz daha aşağıya çekiyor. Disiplin olarak, karakter olarak, herhangi bir şekilde özgüven, her şey aklına gelebilecek tüm özellikler.
Ya da bir miktar yukarıya itiyor. Bu az aşağıya çekebilir, az yukarıya itebilir. Ancak ya aşağıya ya yukarıya bir etki ediyor. Yerinde durma gibi bir durum yok. Burada seçmen gereken şey şu. Ya oyun oynayacaksın ve ekran bağımlılığın olacak. Çok fazla oyun oynayacaksın. Benim gibi. Ben önceden çok bağımlıydım ve gerçek hayatın o kadar kopuk olacaksın ki orası senin safe zone'un olacak. Güvenli bölge. Oturup takılabileceğin, hiçbir şekilde dışarıda risk almanı gerektirmeyen, kendi karakterini geliştirmeyeceğin anneciğin sana zaten gelir her gün yemeklerini koyar.
Zaten seni sağlıklı bir şekilde büyütür. Zaten gibi fiziğinle beraber orada sen hayatta kalmaya devam edersin. Zaten orada vaifı falan da var. Hani anime kızları, zarts surt. Sıkıntı yok. İşini de görürsün. Benim eskiden bak birazcık sporla ilgiliysen az çok anlarsın 106 cm kalçam vardı popo erkek olarak 106 cm. Benim simidim 96 cmdi. 180 boyundayım o zamanlar. Aşağı 1.75 boyundayım ve 86 kiloyum. 1.75 boy 86 kilo. 106 cm popo, 96 cmit.
En kalın yerinden. Bel değil en kalın. Ve bu zamanlardaki kol ölçüm neydi biliyor musun? %33 yavranım olduğunu unutmayalım. %34. Bu zamanlardaki benim kol ölçülerim 30-31 cmdi. Sol kolum 31, sağ kolumsa 30 cmdi. Bu o kadar küçük bir çevre ki 30-31 sandık. O sırada ama benim popom ve aynı zamanda da belim hak getire. Yani bildiğin aslında bir obez kadın gibi hani direkt böyle bir fiziğim var. Hatta dışarıdan baktığın zaman böyle biraz daha genç yıllarıma baksan hani bu çocuk lebiyen mi lan falan dersen erkeğe benzemiyorum.
Erkekse özelliklerim yok. Yüzüm kemikli değil. Herhangi bir şekilde yüzümde sakal çıkmamış. Hani beni tek erkeğe benzeten şey muhtemelen biraz daha hani saçlarım falan filan hani kısa olması. Uzun saçım olsa beni kız zannederler. Çünkü fiziğim öyle zaten. Armut gibiyim. Bunun en büyük sebebi benim sürekli olarak bilgisayar başında olmamdı. Çünkü bak illaki obez insanlar görmüşsündür. Ancak bu kadar sıska kollara sahip ve aynı zamanda bu kadar koca göklü birisi sadece kollarını kullanmadan sürekli olarak oturan birisinden çıkar.
Ben de tam olarak buydum. Bu yüzden oyun bağımlılığı, ekran bağımlılığı sadece gelip de senin hayatını mahvetmez. senin karakterini çökertirir. Senin sorumluluk alma bilincini ortadan kaldırır. Dopamin demeyeceğim dedim ama dopamin de bunlardan bir tanesi. Hani sen bazen şey oluyorsun ya işte annen gelip sana bir şey söylüyor ve sen bir anda atarlanıyorsun. Çöpe atlıyor. Sen diyor abşte çöpe atmayacağım şöyle böyle. Çünkü sen o anda bilgisayardan gelecek olan dopamine o kadar bağımlısın ki, telefondan kaydırdığın o realsara o kadar bağımlısın ki, annenin senin bir anda odağını bozup, "Oğlum gel bak bu sıkıcı işi yap." demesi seni çıldırtıyor.
Ailenle git gide aran daha da kötüleşiyor ve sen bunların sonucunda artık gidip de ulan ben gerçek hayatta başarılı birisiyim diyemiyorsun. Ve daha sonrasında yaptığın şey benim yaptığıma çok benzer oluyor. Sahte başarıyı oyunlarda arıyorsun. Gidip oyunlarda sürekli olarak kendini geliştirmeye çalışıyorsun. kendi arkadaş ortamın dışarıda başarılı olmadığım için sosyal ilişkilerde bilgisayar ortamından ibaret oluyor. Sürekli olarak online arkadaşlarım var.
Yüzünü bile görmediğin Discord arkadaşlıkları ve sen bunu şey zannediyorsun. Benim arkadaşlarım var. Ben çok verimli bir şekilde yaşıyorum. Ben sağlıksız bir durumda değilim. Öylesin. Senin zaman zaman büyük hataları yaptığında gelip ağzına yüzüne vurabilecek, tokat atabilecek arkadaşlara ihtiyacın var. Seni sorumlu tutabilecek gerçek arkadaş budur. Ancak sen giriyorsun online'da daha yüzünü bile görmediğin anime profil fotoğraflı insanlarla arkadaş oluyorsun.
Gerçek hayatta arkadaşın yok. Ancak birazcık bilgisayardan soyutlansan ve dışarıya çıksan başka insanlarla tanıysan hayatın değişir. Hayatın değişir ve bak bu sosyal yetenektir. Sosyal yetenek. Yetenekler geliştirilebilir. Hiçbirimiz anadan ürüyen gidip de işte herkesle tanışayım, onunla tanışayım, bununla tanışayım, popüler olayım, şöyle. Oğlum ben görünmezdim ortaokulda ve bak buna acıklı bir hikaye olsun diye anlatmıyorum. Çünkü hani düşünce yapım her zaman bir miktar benzerdi. Şu an yine inanılmaz farklı bir Furkan değildim.
Ancak ben başarıyı çok farklı yerlerde arıyordum. Her zaman oyunlarda en iyi olmak istiyordum. Oyunlardaki başarımı her şeyden üste tutuyordum. Oyunlardaki sürekliliğimi her şeyden üste tutuyordum. Her gün oy oyun oynardım. Saatlerce oyun oynardım. CS'de gidip de ranked girmeden önce, rekabetçi girmeden önce giderdim eğim kasardım haritalarda. İşte daha iyi crosserlar yapmaya çalışırdım. Çözünürlüğü işte giderdim değiştirirdim. 16'ya 9 değil de işte farklı çözünürlükler falan yapardım.
Giderdim onlarla çünkü biraz daha genişletilmiş oluyor falan. Onlarla gider adamları vururdum. Lol oynarken giderdim skin hileleri kullanırdım. Daha güzel bir şekilde oynayayım, daha iyi yapayım falan. Kafayı kırıyor insan. Ve bir erkek olarak hepimizin içinde bu rekabetçi hissiyat var. Ancak sen bunu ne kadar çok gider dış dünyada aramak yerine sanal ortamlarda ararsan, dış dünyada kızlarla konuşmak yerine kendini sanal ortamlarda, pornografiyle, çıplaklıkla, TikTok'taki kızlarla tatmin edersen dedik ya hiçbir insan sabit durmuyor ya aşağı ya yukarı.
Ve eğer sen dış dünyada yukarıya çıkmıyorsan ve sanal dünyada yukarıya çıkıyorsan demek ki dış dünyada aşağılara iniyorsun. Pratik etmen gerektiği yerde etmiyorsun. Bu videoyu izleyen her erkeğe duam şudur. Umuyorum ki bu videoda anlattığım herhangi bir madde sende varsa bundan kurtulursun. Çünkü en çok da bu tarz zor olan şeyleri bıraktığımızda karakterimiz gelişiyor. Büyüyoruz, olgunlaşıyoruz. karakterimiz oturuyor.
Ancak sen bunlara sanki hayatını kurtaracakmış gibi böyle sıkı sıkıya bağlanırsan işte o zaman hala karakterinde nelerin geliştirebileceğinin bile farkında olmuyorsun. Eğer bu videoda anlattığım şeyler sana faydalı geldiyse açıklama kısmından 130'dan fazla aktif erkeğin kendisini sürekli olarak geliştirdiği kişisel gelişim topluluğumuza da katılabilirsin. En kötü anında bile en iyi an yap. Sonraki videolarda görüşmek üzere.
Yeah.
The words are the caption track's own and nothing is reworded or re-transcribed. Paragraph breaks are placed between sentences so the text reads as prose.
Use this transcript
Three free tools that work on the material around a video like this one. No signup, no login.
Hook Analyzer
Paste the first 30 seconds of your own draft for a hook score and rewrites.
Policy Pre-Flight
Check your draft against YouTube's advertiser-friendly guidelines before you record it.
Channel Skill Generator
Read this channel's public videos and transcripts, and download a writing brief for it.